Gelişmiş Arama
Ziyaret
8208
Güncellenme Tarihi: 2013/08/26
Soru Özeti
Tevatürün iddia edildiği veya sahih senetlerle nakledilen hadislerin metnininin gulat ve müfevvizeler tarafından uydurulma ihtimali var mıdır?
Soru
Sn. Kediver bir yerde, ‘Hidayet İmamlarının (a.s) insanüstü faziletleri hakkında gelen rivayetlerin tevatür haddinde olduğu iddiaları geçerli değildir, zira ravilerin bazı yerlerde yalan üzerine birleşmeleri muhtemeldir.’ diye yazmaktadır. Buna göre tevatür veya sahih senetlerle nakledildiği iddia edilen hadislerin metninin gulat ve mufevvize tarafından uydurulma ihtimali var mıdır?
Kısa Cevap

1. Gulat ve müfevvizeler çeşitli dönemlerde alimlerin bazı rivayetlerinde değişiklik yapıp hadis uydurmuş olsalarda, hadis kitaplarında yapılan eleme sonucunda bugün rivayetler mecmuası olarak elimize ulaşanlar takriben temiz mecmualardır. Kaldı ki guluvun ölçüsü elimizde olduğu için, guluvcu hadisleri (sahihde olsalar) diğerlerinden ayırmak zor bir iş değildir.

 

2. İlk dönem alimlerin bazı kimseleri guluv diye niteledikleri şeylere itimat olmaz, zira bu ithamdan Ehl-i Beyt’in (a.s) en büyük öğrencileride nasiplerini almışlardır.

 

3. Mütevatir hadisin tarif ve şartları dikkate alındığında, onların uydurulma ihtimali imkansızdır. Tevatür iddiasıyla gerçek tevatür arasında fark vardır.

 

4. Ehl-i Beyt’in (a.s) vasıfları hakkındaki birçok hadis ve ziyaretler (Camiay-ı Kebire gibi) guluv ve tefviz konusunda çok katı olan kimseler tarafından rivayet edilmiştir. Öyleyse Ehl-i Beyt’in (a.s) insanüstü faziletleri sırf rivayet ve ziyaretlerde gelmiş diye hemen, onları guluvcular uydurmuş, demiyelim.

 

Ayrıntılı Cevap

Asıl soru şudur: Gulat ve müfevvize gibi gruplar, tevatür veya sahih senetlerle uydurma rivayetlerini Şii kitaplarına sokabilmiş midirler? Eğer bunu yapabilmişlerse rivayet kitapları ve mecmuaları bu düşüncelerden ne kadar etkilenmiştir?

 

Her şeyden önce kimlere gulat ve müfevvize denildiğini, insanların guluv ve tefviz diye nitelenmesindeki değişik görüşlerin neler olduğunu bilmek gerekir. Daha sonra mütevatir hadisin ne manaya geldiğini, günümüzde rivayet mecmualarının uydurma hadislerden ne kadar temizlendiği konusunun bir değerlendirilmesi yapılmalıdır.

 

Gulat, Masum İmamlar hakkında (a.s) saçma sözler söyleyen, Onları (a.s) Allah’lık seviyesine çıkaran veya Allah’ın Onlarda hulul ettiğine inanan Şii fırkalarındandır.[1]  

 

Müfevvize: Tarih boyunca, Ehl-i Sünnetteki Mutezili gibi çeşitli gruplara müfevvize denmiştir. Merhum Allame Mamakani, ‘Mikyas-ul Hidaye’de müfevvize için dokuz mana saymıştır. Ancak onlardan yedisinin manası sahih ve yalnızca ikisi için bozuk müfevvize hükmü verilebilir.[2] O iki mana şunlardır: 1- Allah’ın Resul-i Ekrem’i (s.a.a) yarattıktan sonra alemin işini O’na (s.a.a) daha sonrada Hz. Ali ve diğer İmamlara (a.s) havale ettiğine inanma, 2- Mubahçılığa, yani kulların önünde herhangi bir engel olmadığına ve istedikleri her ameli yapabileceklerine inanma.

 

Ancak iş bu kadarda kolay değildir; Şii tarihi boyuncada guluv ve tefvize inanan kimselerin olduğu konusunda çeşitli görüşler vardır. Öyleki çağdaşlar, eskilerin bazı kimselere guluvcu ve tefvizci demeleri konusunda çok dikkat edilmesini gerektiğini söylemekteler. Merhum Mamakani şöyle diyor: ‘Bir çok kişi, gulat olmamasına rağmen onlara gulat denmiştir. Öyleyse bu konuda çok dikkatli olmak ve araştırma yapmak gerekir.’[3] Yine şöyle diyor: ‘Birine tefviz ithamı verildi diye onu itibardan düşürmek doğru değildir, zira o tefvizin sahih kısmına inanmış olabilir.’[4]

 

Merhum Hairi, ‘Müntah-al Mekal’de şöyle diyor: ‘Eskilerin çoğu, özellikle Kum’luların ve İbn-i Gazairi’nin ölçüleri değişik olduğundan Masumların (a.s) hakkında bu ölçüden çıkanlara gulat diyorlardı. Örneğin, Peygamberin (s.a.a) sehvi (yanılgıyı) ve kasıtsız hatası olduğunu kabul etmeyenleri gulat sayıyorlardı (ki belkide günümüzde kimse Peygamberin (s.a.a) sehvine inanmamaktadır). Aksine onlar için tefvize inanmaktalar...’[5]

 

Şeyh Müfid’in söylediğine göre, Merhum Şeyh Saduk, Peygamberde (s.a.a) sehvin olmadığına inanların gulat olduğunu söylüyordu.[6] Bu açıdan bakıldığında belkide çoğumuz gulatız! Örneğin, Şeyh’in ve Keşşi’nin güvenirliğini teyit ettikleri ve çok yücelttikleri[7] Davud b. Kesir-ur Rakkiy’e gulat diyenler vardı. İbn-i Ğazairi şöyle diyor: ‘Onun bozuk bir görüşü vardır, yani gulattandır.’[8] Veya Necaşi’nin hakkında ‘o, şeyhlerin büyüklerinden ve sıkadır’ dediği Muhammed b. İsa b. Ubeyd’i, kendisine guluv ithamında bulunulduğu için İbn-i Babeveyh Kummi, Nevadir-ul Hikme adlı rical kitabında onu getirmemiş ve rivayetlerini kabul etmemiştir.[9] Merhum Tusteri diyor ki: Kumlular, Muhammed b. Urme’nin gali olduğunu duyduklarında onu öldürmek istemişlerdi, ama onun akşamdan sabaha kadar ibadet ettiğini görünce bu düşüncelerinden vazgeçtiler.[10]   

 

Demek ki, guluv veya tefviz inancına sahip oldukları söylenen kimselerin bu töhmetten beri oldukları söylenebilir. Eğer sadece guluv veya tefviz töhmetinden dolayı onları dışlarsak, o zaman ilmi çalışmadan yoksun ve gerçek dışı bir iş yapmış, dolayısıyla ravilerin sayılarını azaltmış olacağız. Sonuçta da Şiinin birçok mirası yokolacak ve bir kenara bırakılacaktır.

 

Mütevatir haber: Mütevatir haber, ravileri her tabakada öyle bir haddeler ki, normalde bir yalan üzerinde anlaşmaları imkansız olan ve verdikleri haberin doğruluğuna dair ilim elde edilen habere denir.[11] Mütevatir hadis için birçok şart zikredilmiştir. Abdulhadi el-Fazli’inin dediği gibi ona dayanarak diyebiliriz ki: ‘Mütevatir haberi duyanın elde ettiği ilime zaruri ilim (düşünmeden elde edilen bilgi) denir, nazari (düşünerek elde edilen bilgi) değil.’[12] Öyleyse mütevatir hadisin bütün şartlarını taşıyan hadisleri gulat ve müfevvizelere nasıl nispet verebiliriz? Mütevatir hadisin bütün şartları göz önüne alındığında yalan üzerine anlaşmanın imkansız olduğu görülecektir. Evet, mütevatir hadisten maksat manevi mütevatir olsa o zaman bir yönü olabilir, ama 1937. sorudaki hadislerin elenmesi hakkındaki konulara dikkat edilirse görülecektir ki bizim bütün rivayet mecmualarımızda, önce Masum İmamların (a.s) kendileri tarafından, sonra Ehl-i Beyt’in (a.s) ilminin öğrenci ve mühaddsileri[13] tarafından defalarca elenmiştir. Merhum Saduk, guluv konusunda o kadar katı idi ki, daha öncede söylendiği gibi Peygamberin (s.a.a) sehvini inkar edenleri bile guluvculardan sayarken, nasıl olur guluvcuların rivayetlerinin sadece bizim kitaplarımıza girdiği iddia edilebilir veya Kum’luların Merhum Berki’yi (Kafi’den önce yazılan ‘Mahasin’ adlı kitabı vardır) sadece zayıflardan naklettiği için Kum’dan çıkarıyorlar,[14] ama aynı Kum’lular Ehl-i Beyt’in (a.s) faziletleriyle dolu Ziyaret-i Camiay-ı Kebire’yi nasıl nakledebiliyorlar? Bu ziyareti bazı habersizler guluvculara nispet veriyorlar. Marhum Saduk’un naklettiği bu ziyaret, Masum İmamların (a.s) faziletleri kemalleri ve sıfatlarıyla doludur.[15]           

 

Öyleyse,

 

1) Kendilerine guluv töhmeti vurulan Ehl-i Beyt’in (a.s) birçok ihlaslı öğrencisini, sırf böyle bir töhmet vuruldu diye onlara gulat veya müfevvize diyemeyiz ve rivayetlerini bu grupların rivayetlerinden sayamayız.

 

2) Böyle uydurmalar mütevatir hadislerde (lafzi) asla yoktur.

 

3) Rivayet kitaplarımız Masum İmamlar (a.s) ve öğrencileri tarafından defalarca uydurmacılardan ve yalan rivayetlerinden temizlenmiştir. Evet, alimlerin ve müçtehitlerin henüz tam olarak güvenmediği rivayetler vardır, ancak bu, uydurmacıların hadislerinin rivayet kitaplarımızda çok olduğu manasına gelmez. Kısacası guluv için ölçü elde olduğu sürece guluv hadislerini (sahihte olsalar) guluv olmayanlardan ayırmak zor bir iş değildir.

 

Şimdiye kadar söylenenler, şu soruya göreydi: Tevatür iddiası olunan veya sahih senetlerle nakledilen hadislerin metninde gulat ve müfevvizeler tarafından uydurulma ihtimali var mıdır? Ama Sn. Kediver’in sözü galiba başka bir noktaya işaret etmektedir; o da şudur: Hidayet İmamlarının (a.s) insanüstü faziletleri hakkındaki rivayetlerin tevatür iddiaları geçerli değildir, zira gulat ve müfevvizelerın hileleri gözönüne alındığında ravilerin yalan üzerine anlaşabilme ihtimali vardır. Ve böyle bir ihtimal tevatürün oluşmasına engeldir. Çünkü tevatürün şartlarından biri ravilerin yalan üzerinde anlaşma yapmamalarıdır. Şimdiye kadar söylenenler gözönüne alındığında bununda cevabı bilinecektir. Zira birincisi, gulat ve müfevvizelerin doğru manaları göre alınırsa onların sayısı oldukça azalmaktadır. İkincisi, rivayet metinlerinin çeşitli şekillerde temizlendiği gözönüne alındığında, tevatür haddinde hadis uydurabilecek çoklukta gulat ve müfevvizelerin olma ihtimali neredeyse imkansız ve gayrı makuldur. Ve öylesine zayıftırki akıl ve mantık ona itina etmemektedir. Ravilerin yalan üzerine anlaşma ihtimali akla yatkın olursa tevatüre engel olur, yoksa asılsız ve temelsiz ihtimaller üzerine olduğu zaman değil.


 

[1] -Muhammed Cevad Meşkur, Ferheng-i Fırak-ı İslami, s.344.

[2] -Mamakani, Telhis-u Mikyas-il Hidaye, s.149-151.

[3] -a.g.e, s.152

[4] -a.g.e, s.152

[5] -Munteh-al Mekal, c.1, s.77, Mikyas-ur Ruvat (Seyfi Mazenderani), s.238.

[6] -Şeyh Müfid, Tashih-il İtikadat, s.135, Dar-ul Müfid baskısı, Beyrut.

[7] -Keşşi, Rical, s.402; Rical, Tusi, s.336.

[8] - Gazairi, Rical, c.1, s.58.

[9] - Necaşi, Rical, s.245, Muhammed b. Ahmed Yahya’nın Yaşamı, Davudi baskısı.

[10] -Kamus-ur Rical, c.1, s.66, 68.

[11] -Muhammed Yusuf Hariri, Ferheng-i Istılahat-ı Hadis, s.114.

[12] -Şeyh Abdulhadi el-Fazlı, Usul-ul Hadis, s.71-77

[13] -Kuleyni, Saduk, vb. muhaddisler.

[14] -Üstad Cafer Subhani, Kulliyatun Fi İlm-ir Rical, s.275

[15] -Telhis-u Mikyas-il Hidaye, Üstad Gaffari’nin dipnotları, s.154.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Kadınlar Ev, arazi ve toprak gibi taşınmaz şeylerden irs götüremiyorlar. Hal böyle iken Hz. Fatma (s.a.) Fedek arazisinin kendisine ait ve onun hakkı olduğunu iddia edebiliyor mu?
    6365 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/05/23
    Yapılan iki işkâlın her birisinin iki farklı cevabı vardır. Birinci işkâla karşı şöyle denilmeli: 1.   Kadının topraktan (taşınmaz mülk) irs götüremesini nefiy eden rivayetler kadının kendi kocasının malından irs götüremesiyle alakalıdır. Kızın kendi babasının veya başkasının ...
  • Kuran’ı Kerim karı kocanın birbirlerine duydukları sevgi hakkında ne buyurmaktadır?
    3204 Tefsir 2020/01/20
  • Çocuklukta hırsızlığın hükmü nedir?
    8187 Maddi Haklar 2019/02/20
    Hırsızlık, insanın boynuna hem kul hakkı hemde hakkullah getiren büyük günahlardan biridir. Cezası olduğu gibi hukuki işlemde onun için tayin edilmiştir. Eğer hırsız ceza için ön görülen bütün şartları taşıyorsa sağ elinin dört parmağı kesilmelidir.[1] Eğer baliğ olmamış bir insan hırsızlık yaparsa tayin ...
  • Gençte depresyonun göstergeleri ve tedavi yolu nedir?
    11793 Pratik Ahlak 2011/10/22
    Depresyon, bireylerdeki bir tür davranış veya duygusal bozukluğa denir. Çocuk ve gençliğe yeni adım atmış kimseler, çevrelerindeki birisinin (özellikle anne veya baba) ölmesinden kaynaklanan ruhsal baskı, ailenin anormal ve tabii olmayan tutumu, şiddet, baba veya annenin uyuşturucu bağımlısı olması sebebiyle ailenin güven ve sebattan yoksun olması veya ailevî uyuşmazlıklar ...
  • İbrahim makamı nedir? Ondan kastedilen nedir?
    46986 Eski Kelam İlmi 2012/02/18
    Mekke’deki belirgin işaretlerden birisi, İbrahim makamıdır; zira orası İbrahim’in (a.s) durduğu bir makamdır. İbrahim makamının tefsir ve manası hakkında bazıları tüm haccın İbrahim makamı olduğu görüşündedir. Bir grup İbrahim makamının “Arafe”, Meş’aru’l-Haram” ve “üçlü cemerat” olduğuna inanmaktadır. Bazıları da tüm Mekke hareminin İbrahim makamı sayıldığı görüşünü taşımaktadır. Ama mevcut ...
  • Namahremden suni saç ve suni tırnağı gizletmek vacip midir?
    8064 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/19
    İmam Humeyni hazretleri (kuddise sırıhu) ve diğer değerli merciler şöyle buyurmuşlardır: Kadınlar suni saçları ve gizli (kalması gereken) ziynetleri (bilezik ve gerdanlıklar gibi) de namaz dışında kapatmaları gerekir.[1] Namaz esnasında ise suni olan saçları, ...
  • Dünyadaki insanlara baktığımızda insanların çoğunluğunun kötülüğe ve ...
    8364 Eski Kelam İlmi 2007/09/18
    İnsan fıtratı gereği Allah’ı ve hakkı aramakta, dine ve ahlaka eğilim göstermektedir. İnsanların çoğunluğu da bu yaratılışlarında bulunan bu çağrıya olumlu cevap vermektedirler. İnsanlar hakkın peşindedirler. Ama bazen o eğilimlerini somutlaştırırken hata ediyorlar. Gerçek şu ki iç ve dış bazı faktörler, onların hakkı tanımalarına ve ona yönelmelerine ...
  • Şiaya göre büyük günahın konumu nedir?
    24962 Eski Kelam İlmi 2011/12/10
    Büyük günah konusunda Müslüman fırkalar arasında çoğu siyasi olan ifrat ve tefritler vardır.Bunun en belirgin örneği Mürcie ve Hariciler’dir. Mürcie, zalim yöneticileri temize çıkarmak için zahiri imanı veya Müslümanlık iddiasını ve görüntüyü korumayı yeterli görmekte, büyük küçük hiç bir günahın hatta Ehl-i Beyt’in ...
  • İmam Hasan (a.s) daha büyük olmasına rağmen neden imamet İmam Hüseyin’in (a.s) evlatlarına intikal etmiştir?
    12002 Eski Kelam İlmi 2010/09/22
    Yanıta ulaşmak için bir takım noktalara dikkat etmek gerekmektedir: 1. İmamet makamına ulaşan bir şahıs masumiyet, ilim, cesaret, cömertlik vb. şart ve özellikler taşımalıdır. Bu şartların kimin karakterinde tahakkuk ettiğinin teşhisi insan için mümkün olmadığından, imamet makamı Allah tarafından atanılan bir ...
  • Kadın zarif bir varlık mıdır yoksa zayıf bir insan mı?
    12014 Eski Kelam İlmi 2010/12/05
    Kur’an’a göre kadının makamı çok yüksektir. Kur’an yaratılış yönünden kadın ve erkeği aynı cinsten olduğunu söylemekte ve insanlıkta bir bilmektedir. Bu semavi kitap özel ilahi lütufa nail olan, vahiyin rububi makamınaçıkan ve meleklerin konuştuğu kadınlardan bahsetmiş, iman ve Allah yolunda mukavemetin örnekleri olan ...

En Çok Okunanlar