Gelişmiş Arama
Ziyaret
6919
Güncellenme Tarihi: 2010/12/05
Soru Özeti
Cennet nimetleri bıktırıcı değilse, cennet ehli bir lezzeti bırakıp başka bir lezzete nasıl yönelebilirler?
Soru
Cennet nimetleri bıktırıcı değilse, cennet ehli bir lezzeti bırakıp başka bir lezzete nasıl yönelebilirler?
Kısa Cevap

Bu sorunun kaynağı galiba dünyanın özellikleriyle ahiret meselelerinin birbirleriyle mukayese edilmesi ve dünyanın özelliklerinin ölçü kabul edilmesidir. Eksiklik, kusur, hastalık, zayıflık ve yokluk bu aleme aittir. Halbuki ayet ve rivayetlere göre ahiret aleminin özellikleri bu dünyanınkiyle muvafık değildir.

Bir lezzeti bırakıp (eğer cennette bırakmak varsa) başka bir lezzete yönelmek o nimetten yorulduğu için değil, nimetlerin taze ve çeşitli olmasından dolayıdır. Cennet, bütün peygamberlerin ve müminlerin isteklerinin kemalidir. Emir-ül Müminin’in deyimiyle cennet hakkında senin için anlatılanlara kalp gözüyle bakarsan, dünyada olanları -her ne kadar yeni ve güzel olsalarda- kalbinden silersin.

Cennetlik insan hep canlıdır, zira daima çeşitli tecelliler görmektedir. Cismani tecelliyattan ilahi rızvana yükselmiş ve hakkın rububiyetinin dergahında yaratılışın temaşasına koyulmuştur.

Bir başka nokta şudur: Cennetlik bir insan için asıl lezzet, şu anda yaratıcısının misafiri olması ve O’nun sofrasında oturmasıdır. Yani o hakikatle bağlantısını kurmuştur. Bu yüzden yorulmanın manası yoktur.

Ayrıntılı Cevap

Bu sorunun kaynağı galiba dünyanın özellikleriyle ahiret meselelerinin birbirleriyle mukayese edilmesi ve dünyanın özelliklerinin ölçü olarak alınmasıdır. Eksiklik, kusur, hastalık, zayıflık ve yokluk bu aleme aittir. Oysa ahiret alemi, ayet ve rivayetlere göre bu dünyanın özellikleriyle muvafık değildir. Cennette yokluk ve eksiklik olmaz. Dolayısıyla onun lezzeti daimidir, değişme ve bozulma diye bir şey söz konusu değildir. Allah-u Teala buyuruyor: ‘Şüphe yok ki ahiret yurdunda gerçek yaşayış vardır.’[1] Demek ki ahiret alemi ve ona ait her şey hayat ve yeniliktir. Cennetlik insan hep canlıdır, zira daima çeşitli tecelliler görmektedir. Cismani tecelliyattan ilahi rızvana yükselmiş ve hakkın rububiyetinin dergahında yaratılışın temaşasına koyulmuştur. Bu yüzden bir lezzeti bırakıp başka bir lezzete yönelmek nimetten yorulduğu için değil, lezzetin tazeliği ve nimetlerin canlı ve çeşitli olmasından dolayıdır.

Cennet, o yüce ebedi yer, bütün peygamberlerin ve müminlerin isteklerinin kemali, daha genel bir ifadeyle bütün muvahhidlerin arzusudur.

Hz. Ali (a.s) bir hutbesinde cennetin özelliklerini şöyle anlatmaktadır: ‘Cennet hakkında senin için anlatılanlara kalp gözüyle bakarsan dünyaya ait olan her şeyi -her ne kadar güzel ve çekici, istekleri nefsani ve hoşa giden şeyleri insana çekici gelse de- kalbinden silersin. Irmakların kenarındaki ağaçların hareketleri, yapraklar birbirine değerken çıkardıkları güzel sesleri ve miskten tepelere gizlenmiş ağaçların kökleri üzerinde düşünürsen kendinden geçersin. Taze ve sağlam dallara asılmış yaş ve yeni inci salkımları, dallarda ve goncalarda kolaylıkla koparılabilen ve herkesin isteğine göre ulaşılabilen rengarenk meyvelerde aynı şekildedir. Cennet ehlinin sarayları, temiz ve saf bal, arıtılmış şerbetler dolaştırılır. Cennettekiler öyle kimselerdir ki ebedi mekanlarına yerleşinceye kadar hep ilahi inayetlere mazhar olurlar. Orada burada olmaktan kurtulurlar. Öyleyse ey (sözlerimi) duyan bil ki, tasavvur ettiğin güzel manzaralara ulaşmak için gönlünü meşgul etsen cennete gitmek için can verirsin. Ve buradan hemen kalkarak gidip kabiristana komşu olmak istersin ve dünyayı kalbinden silersin.[2]

Bir diğer nokta da şudur, cennet, müminlerin Allah’la yaptıkları muamelenin sonucunda onlara verilmiş bir müjdedir.

Cennetlik bir insan için asıl lezzet, şu anda yaratıcısının misafiri olması ve O’nun sofrasında oturmasıdır. Yani o hakikatle bağlantı kurmuştur. Bu yüzden yorulmanın bir manası yoktur. Dünyada nikahın, yenilen lezzetli yemeklerin ve güzel içeceklerin lezzet ve etkilerinin zayıflayıp yokolması bu alemin eksikliğinden dolayıdır. Bu dünyada eksiklik olmadığını varsayarsak güzellik ve neşesi kötü hale dönüşmeycek ve her ne lezzet ve eğlencesi olsa hiç bir kusur, bıkkınlık ve eksiklik olmadan ebedi olacaktır; Kur’an bir ayette sanki buna cevap vererek şöyle buyuruyor: ‘Orada ebedi olarak kalırlar ve oradan ayrılmak da istemezler.’[3] Yani cennet ehli değişimi istemezler ve cennet onlar için yorucu değildir.


[1] -Ankebut/64.

[2] -Nehc-ul Belağa, 165. hutbe

[3] -Kehf/108.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Kur’an’ın bakışında seçilmiş kavmin özellikleri nedir?
    14883 Tefsir 2011/01/20
    Seçilmiş kavim ve özellikleri ile irtibatlı olarak Kur’an ayetlerinin incelenmesinden elde edilen neticeler aşağıdaki hususlardan ibarettir: 1. Kur’an-ı Kerim peygamberlerin kavimlerinden hiçbir kavmi her açıdan ideal olarak tanıtmamıştır. Aksine birçok peygamberin kavimlerini yermiş ve cezalandırmıştır. 2. Kur’an-ı Kerim ...
  • Evlenmekle insanın mali durumu iyileşiyor iddia edilmektedir. Eğer gerçekten bu doğru ise neden evli olup fakir olanların sayısı oldukça fazladır?
    16246 Eski Kelam İlmi 2011/07/18
    İnsanların yaşam ve servet bakımından farklı olmaları yaratılışın başından beri Allah tarafından takdir edilmiş durumlardan bir durumdur. Ve Allah u Teâlâ insanları imtihana tabi tutmak için rızıklarında var olan bu farklılığı vesile kılmış. Bu esas gereğince dini rehberlerin (a.s.) evlenmeyi tavsiye ve teşvik etmelerinin delili insanların ...
  • Cemaat namazı niyetinde namaz rekâtlarının sayısı belirtilmeli midir?
    6186 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/09/12
    Asıl yanıta değinmeden önce niyette iki önemli konunun dile getirildiği noktasını hatırlamak gerekir:1. Niyette söz gerekli midir?2. Niyette muteber olan şeyleri dile getirmenin lazım olmadığı açıklığa kavuştuktan sonra[1] hangi şeylerin niyette gerekli ve muteber olduğu konusu ortaya çıkmaktadır. ...
  • Kur’an’la iç içe ve ona bağlanmanın yolları nelerdir?
    11117 Pratik Ahlak 2012/01/29
    Tilavet, ilahi niyetle, üzerinde düşünmeyle ve amelle birlikte olursa kendiliğinden Kur’an’ın cezzabiyetini artırır ve insanı ona bağlar. ...
  • Eğer su yoksa ve idrar yapılırsa namazı nasıl eda etmek gerekir?
    6282 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/08/08
    İdrarın çıktığı yer su dışında başka bir şey ile temizlenmez ve eğer az su ile yıkanırsa iki defa yıkanması farzdır ama kur suyuna bağlı olan musluk suyuyla yıkanırsa bir defa yeterlidir.[1] Bundan ötürü biri idrar yaptığında idrarın çıkış yerini ...
  • İlahi nimetler ve belalar hakkındaki ayet ve rivayetler nasıl birleştirilebilir?
    10444 Tefsir 2010/11/27
    Her ne kadar bu iki grup nass birbiriyle çelişse de birazcık bir dikkatle onları birleştirmek mümkündür. Bu cümleden olmak üzere onların birleşme yönleri aşağıdaki hususlar olabilir:1. Ayette buyrulan bu sünnet bazı şartlara özgü ve diğer sünnet ise bir başka şartlara özgü ...
  • Fizik ve metafizik (doğaötesi) arasındaki fark nedir? Eğer doğaötesi doğa için had ve sınır ise, bunu nasıl açıklıyorsunuz?
    19378 İslam Felsefesi 2011/08/21
    Fizik ilahiyat ve riyaziyatın karşısında olup doğa anlamını taşır. Metafizik bugünkü felsefî manasıyla varlıktan salt varlık olması hasebiyle bahseden disipline denmektedir. Trans fizik veya doğaötesi ise Allah ve maveradaki varlıklardan söz eden disipline denmektedir. Fizik ile metafizik arasındaki ilişki de cüz ile külün arasındaki ilişkidir. Onun ile trans fizik ...
  • Yüz güzelliği için bir zikir var mıdır?
    65160 Pratik Ahlak 2011/07/21
    İslam’ın bakışında güzellik maddî güzellik ve manevî güzellik diye iki kısma ayrılır. Yüzün manevî güzelliği namaz gibi manevî hususlar vesilesiyle kazanılır. Yüzün maddî ve zahiri güzelliği ise doğal olarak maddî hususlar vesilesiyle kazınılır. Rivayetler perspektifinden manevî güzellik: Manevî güzellikte değişik amel ve zikirler etkilidir. İmam Sadık (a.s) bu ...
  • Dövme yaptırmak haram mıdır?
    7410 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/02/22
    Ayetullah el-Uzma Hadevi Tahrani’nin cevabı:Bedene zararı yoksa, müstehcen şekiller olmazsa ve insanın şahsiyetini düşürmezse sakıncasızdır. ...
  • Alkollü içecek servis edilen bir mekânda çalışmanın sakıncası var mıdır?
    23657 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/23
    Sorduğunuz sorunun mevcut fıkhî hükmünü istemeniz hasebiyle, mercilerin bürolarından bunu sormayı gerekli gördük. Alınan yanıtların açıklaması şudur:Hz. Ayetullah Uzma Sistani’nin (ömrü uzun olsun) Bürosu:Alkollü içecek veya diğer haramlar alanında çalışmamanız ve sadece helal maddeler bölümünde çalışmanız şartıyla bir sakınca taşımaz. Hz. Ayetullah Uzma Mekarim Şirazi’nin (ömrü ...

En Çok Okunanlar