Gelişmiş Arama
Ziyaret
9895
Güncellenme Tarihi: 2012/04/07
Soru Özeti
Acaba; ““Allah, seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup, yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin”? Ve ““Ey peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak, Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” şeklindeki ayetler İslam Peygaber\'inin (a.s.s) masum olmadığına delalet etmiyor mu?
Soru
Tevbe süresinin 43 ayetinde şöyle buyrulmakta: “Allah, seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup, yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin”? Keza Tahrim süresinin birinci ayetinde şöyle buyrulmaktadır: “Ey peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak, Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir”. Bu iki ayeti açıklıyor musunuz? Zira Vehabiler bu iki ayete dayanarak yüce Peygamber\'in (a.s.s) risaletini tebliğ etme dışındaki durumlarda masum olmadığını ve hata yapabileceğini söylemektedirler. Birinci ayetin, Peygamber\'in (a.s.s) günah işlediğine ve ikinci ayetin ise eşlerine itaat ederek Allah\'ın helalini haram kıldığına delalet ettiğini savunmaktadır.
Kısa Cevap

Tevbe suresinin 43. Ayetin tefsiri hakkında detaylı cevapta zikredilen indekslerde beyan edilen açıklamalara müracaat ediniz.

Tahrim süresinin birinci ayetinde geçen haramdan maksat şer'i haram değildir. Zira ''Lime tuharrimu (neden haram kılıyorsun?)" şeklindeki cümle i'tab ve kınama anlamında değil, belki bir anlamda peygamber (s.a.) için bir şafkat ve onun için şekillenen bir üzülme durumunu ibraz etme anlamındadır. Şöyle ki: Neden yemine bağlı kalarak kendini o nimetten ve helal olan şeylerden mahrum ediyorsun. Hanımlarının rızasını kazanmak için kendini bazı helal ve caiz olan şeylerden mahrum ediyor ve kendini zor duruma sokuyorsun? Tıpkı gelir sağlamak için birçok zahmete katlanıp kayda değer bir fayda kendisine iade etmeyen bir kimseye karşı,  neden o kadar kendine zahmet veriyorsun oysaki çekeceğin bu zahmet karşılığında kayda değer bir şey size iade edilmiyor dediğimiz gibi?

Ayrıntılı Cevap

"Ey peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak, Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir"[1]

Bu ayetin nuzul sebebi hakkında meşhur ve uygun olan nakil şudur: Peygamber, (a.s.s) eşlerinden Zeynep binti Cahş'ın yanına giderdi. Zeynep Efendimizi uzun muddet yanında tutarak tedarük ettiği baldan ikram ederdi. Peygamberin diğer hanımı Aişe bundan haberdar olunca rahatsız olur ve derki: Ben ile (Efendimizin eşlerinden biri olan) Hafsa'yla birlikte kendi aramızda şöyle anlaştık: Her ne zaman Peygamber (a.s.s) ikimizden hangisinin yanına gelirse hemen ona,  acaba "magafir" samğını[2] mı" (sakızını) yemişsin? diyelim. ("Magafir", Hicaz'ın ''urfet'' isimli ağaçlarından çıkan ve nahoş kokusu olan bir tür sıvının adıdır). Peygamber Efendimiz (a.s.s) ise elbisesinden veya ağzından münasip ve uygun olmayan her hangi bir kokunun gelmemesine ve aksine sürekli güzel kokunun kendisinden ve elbiselerinden gelmesine dikkat eder ve bu bağlamda oldukça titiz idi. Derken Peygamber bir gün Hafsa'nın yanına geldi. Hafsa Aişe ile birlikte kararlaştırdıkları sözü kendisine söyledi. Peygamber (a.s.s) buyurdu: '' Ben mağafir yemedim. Zeyneb'in yanında bal şerbetinden içtim. Allah'a yemin olsun! Bir daha o baldan yemem. (Çünkü o balı yapan arı nahoş kokulu bir çiçekten ve ihtimalen mağafirden, balını yaparken istifade etmiş olabilir). Lakin sende bu dediğimi kimseye söyleme.'' (Taki halk; neden Peygamber helal bir yiyeceği kendisine haram kılmış? demesin. Veya Peygamber'in bu hususta yada benzeri durumlarda yaptığını örnek almasınlar veya Zeynep bunu işitip kalbi kırılmasın)

Ancak Hafsa, nihayet bu sırrı ifşa etmiş ve sonradan bunun bir hile olduğu ortaya çıktı. Peygamber Efendimiz, son derece rahatsızlık duymuş ve bu munasebetle söz konusu olan ayet nazil oldu. Efendimiz bu meseleye, artık bir daha bu tür durumların evlerinde yaşanmayacak şekilde son noktayı koymuşlardı.[3]

Şüpesiz İslam Peygamber'i gibi yüce bir insan sadece kendisine ait değildir. Belki bütün islam toplumuna ve insanlık âlemine aittir. Bu nedenle eğer evinde onun aleyhine bazı tuzaklar, her ne kadar küçük ve naçiz de olsa kuruluyorsa bunu hafife alıp kenarından geçmemek gerekir. O mubarek insanın haysiyetinin, onun şunun ve bunun oyuncağı haline gelmesine izin verilmemelidir. Böyle bir tezgâh ortaya çıkarsa kararlı bir biçimde karşısında durulması gerekir.

Mezkûr ayet aslında yüce Allah'ın bu tür bir olay karşısında, Peygamber'i Ekremin (a.s.s) haysiyetini korumak için gösterdiği ciddiyetin ifadesidir. Bu nedenle açıktır ki, ayeti celiledeki haramlılık şer'i bir haram değildir. Belki ayetlerden de anlaşıldığı üzere Peygamber Efendimiz tarafından edilen yeminle alakalıdır ve bildiğimiz üzere bazı mubahların terki yönünde içilen yeminlerin bir günahı yoktur. Buna binaen ''Lime tuherrimu (neden haram kılıyorsun?)" cümlesi, ayıplayan ve kınayan bir cümle olmayıp tersine Peygamber için şefkati ve teselliyi ifade eden bir cümledir. Çünkü içtikleri yemine bağlı kalarak kendilerini o nimetten ve helal olandan mahrum etmişlerdi. Hâlbuki eşin rızayetini kazanmak amacıyla bazı helal ve caiz şeylerden kendini mahrum edip kendine zorluk çıkarmanın bir gereği yoktur. Tıpkı gelir sağlamak amacıyla birçok zahmete katlanıp ancak zahmetinden kayda değer bir fayda kendisine kavuşmayan bir kimseye karşı, bir fayda elde etmediğin halde neden bu kadar zahmete katlanıyorsun? dememiz gibidir bu. Bu deyişimiz bu insanda bir kusur olduğunu ifade etmediği gibi söz konusu "Lime tuherrimu" cümlesinde de kendisine hitap ettiği şahısta bir kusurun varlığını ifade etmemektedir.

Sonra ayetin sonunda geçen aff ve rahmet, bu olayın çıkmasına zemin hazırlayan eşlere yöneliktir. Ki eğer gerçekten tevbe ederlerse aff edilip rahmete mazhar olacaklardır.Yada bu aff ve rahmet şuna yöneliktir; evla olan,Peygamber Efendimizin, (a.s.s) bazı eşlerini cesaretlendirecek böyle bir yemini içmemiş olmasıydı.[4]

Tevbe süresinin kırk üçüncü ayetiyle ilgili olarakta aşağıdaki indekslere bakabilirsiniz. Bu ve bu benzer ayetler detaylıca incelenmiştir.

1. ''Kur'anda Embiyanın İsmeti'' Soru 129(Site:1069)

2. ''Kur'an Bakışıyla Embiyanın İsmeti''Soru 1706 (Site: 1824)

3. ''Peyganber'in (a.s.s)İsmeti Ve Terki Evla''Soru 10718 (Site: 10555)

4. ''Embiyanın İsmeti'' Soru 7564(Site:8522)

 

[1] Tahrim, 1.

[2] Ağaçtan çıkan ve gövdesi ve dalları üzerinde koruyan bir tür sıvı.(Bkz.İbni Manzur,Muhammed b.Mukrim ''Lisanu'l Arab'' Lübnan/Beyrut: Daru Sadır,Üçüncü baskı,1414 h.k. c.8, s.441 Mehyar,Rıza, ''Ferheng'i Ebced'i Farisi-Arabi'' ,s.559

[3] Elbağavi (Muh'yissünne), Ebu Muhammed Elhüseyin b. Mes'ud, ''Maalim'u Ttenzil Fi Tefsiru'l Kur'an'' (Tefsiru'l Bağavi), Darun Tayyibe Linneşri Ve'Ttevzii, Dördüncü Baskı,1417 h.k. , c.5, s.116    El'ensariyi'l-Hazreci (Şemsuddin Kurtubi),Ebu Abdullah Muhammed b.Ahmed, ''El'cami'u Liehkami'l Kur'an'',(Kurtubi Tevsiri),Mısır/Kahire, Daru'l Kutubi'l Mısriyye,1384h.k. , İkinci Baskı, c.18, s.116    Fahruddin Razi,Ebu Abdullah Muhammed b. Ömer, ''Mefatihu'l Gayb'' , Lübnan/Beyrut, Daru İhya-u Tturasi'l Arabiyye,Üçüncü Baskı,1420 h.k. c.30,s.568   ''Sahihi Buhari'',c.6,s.194, şu kaynaktan alıntı yapılmıştır: Mekarim Şirazi,Nasır,  ''Tefsiri Numune'' , İran/Tahran, Daru'l Kutubi'l İslamiyye, 1374 h.ş. , Birinci Baskı, c.24, s.271,272

Ayrıyeten parantez arası  verdiğimiz açıklamalar başka kitablardan alınmıştır.

[4]  ''Tefsiri Numune'' , c.24, s.272,273,

Tabatabai,Seyyid Muhammed Hüseyin, ''El'mizan Fi Tefsiri'l Kur'an'', İran/Kum, Defter-i İntişarat-i İslami, 1417 h.k. , Beşinci Baskı, c.19, s.330

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • İkinci iş yapma hakkında fetva var mıdır? Veya ikinci işten elde edilen mal, dünyaya düşkünlük sayılır mı?
    6377 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/29
    İslam açısından iş sahibi veya ikinci bir işe sahip olmanın hiçbir sakıncası yoktur. İslam dini açısından beğenilmeyen, kınanan şey dünyaya düşkünlük, ona bağlanmak, maneviyat ve ahiretten uzaklaşmaktır ki bunlar bir işe sahibi olanlarda da görülebilir. Bir işi ve az bir geliri olanların içinde de dünayaya daha fazla ...
  • Eğer meseleyi bilmemeden ötürü ölüyü tahnit etmeksizin toprağa gömerlerse ne yapılmalıdır?
    7445 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/15
    Gusül aldırıldıktan sonra ölüyü tahnit etmek farzdır; yani ölünün alnı, el avuçları, diz kapakları ve ayaklarının büyük parmaklarının ucuna kâfur sürülmelidir.[1] Ama defin işleminden sonra ölünün tahnit edilmediğinin farkına varılırsa, beden kabirde kokmamış ve dağılmamışsa, kabrin açılıp kabirde tahnit işleminin yapılması fazdır ve onun ...
  • Namaz dinin direği ise neden fürû-u din’den sayılmıştır?
    9745 Eski Kelam İlmi 2010/10/12
    Usul-u din, insanın akıl ve idrakıyla kabul ederek İslam’a girdiği inançlar topluluğuna denir. İslam’agirildikten sonra insanın üzerine bir takım bireysel ve toplumsal vazifeler farz olur ki, onlardan biri namazdır. Namaz, ahkamın içinde çok önemli ...
  • İslam’ın intihar hakkındaki hükmü nedir?
    9073 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Kesinlikle her insanın hayatında dünyayı gözünde karanlık ve boş kılan rahatsızlıklar ve yenilgiler meydana gelmektedir. Bu durumda insanlar iki türlüdür: Bir grup bu sorunlar yumağından başı dik çıkmakta, tüm zorluklara göğüs germekte ve Allah’a tevekkül ederek yeniden yapılanmaya başlamaktadır. Bunun karşısında yer alan diğer grup ise eğilmekte, inzivaya çekilmekte ...
  • İslam dininin büyük ve görkemli evler hakkındaki görüşü nedir? Nasıl insanları ev yaparken ölçülü olmaya davet edebiliriz?
    2804 Hadis 2020/01/19
  • Neden biz Şiiler Hamd suresinden sonra “elhamdülillahi rabbi’l-âlemin diye söylemekteyiz?
    8783 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/23
    Bizim ile Ehli Sünnet arasında bir takım şekilsel ihtilaflar mevcuttur. Ehli Sünnet mensuplarının el bağlayarak namaz kılması, onların abdest alma şekli ve bunun Şia ile farklılığı, fıkıh konularındaki bazı şekilsel ihtilaf noktaları olarak adlandırılabilir. Bu ihtilafların nedeni, bu sitedeki diğer sorularda detaylıca işlenen daha genel konulara dönmektedir. (1523, 248 ...
  • Gıybeti dinleyen gıybet edenin günahına ortak mıdır?
    3852 Gıybet, Hakaret Ve Gözetleme 2020/01/20
  • Acaba “aşura gününde insan kedisi için dua yapmamalıdır” şeklindeki iddia doğru mudur?
    6103 Pratik Ahlak 2012/09/15
    Dua kulun fakirane bir şekilde hak Teâlâ’yla irtibat kurup dünyevi ve uhrevi ihtiyacını gidermek için dilekte bulunmaktır. Her durumda kendine ve başkalarına dua yapmak beğenilmekte ve oldukça fazla fazileti ve sevabı vardır. Aşura gününde kedin için dua yapmanın hiçbir işkâlı yoktur. Bilakis aşura gününde yapılması ...
  • Hz. İsa’nın evlenmemesinin özel bir nedeni mi vardı?
    26719 Eski Kelam İlmi 2012/05/30
    Hz. İsa’nın evlenmesi konusunda dini öğretilerde işaret edilen bazı meselelere bakıldığında ilk anda Hz. İsa’nın evliliğe karşı olduğu düşüncesini doğurmaktadır. Ancak Kur’an ve rivayetlerin önemle yaptıkları tavsiyeler göz önüne alındığında ve Hz. İsa’nın (a.s) yaşamı incelediğinde Onun evliliğe karşı olmadığı görülecektir. Onun evlenmemesinin nedeni kendi özel yaşamının ...
  • Cabir b. Efleh kimdir?
    5567 تاريخ بزرگان 2011/08/17
    Cabir b. Efleh-i İsmailî beş ve altıncı asırdaki İspanyalı gökbilimcilerinden olup “Kitabu’l-Hayat Fi Islahi’l-Mucesta” kitabının yazarıdır. O, muhtemelen Sivil’de (İşbiliye) dünyaya gelmiştir; zira bazı yazarlar ve özellikle de Cabir’in oğluyla tanışık olduğunu belirten Musa b.Meymun (529-600) ve Betruci onu İşbilî olarak adlandırmışlardır. Bazen Cabir b. Efleh’in adı başka şahıslar ...

En Çok Okunanlar