Gelişmiş Arama
Ziyaret
13501
Güncellenme Tarihi: 2012/01/23
Soru Özeti
Arapçayı bilmeyenlerin Kuran’a bakmalarının veya okumalarının ne gibi faydaları vardır?
Soru
Herkes için hatta Arapça bilmeyenler için Kuran okumanın sevabı olduğunu, hatta okuryazarlığı olmayan kimseler için de Kuran yazılarına bakmanın sevabı olduğunu defalarca duyduk. Sizin söylediklerinize göre: Kuran, bir yaşam kitabıdır ve İslam, düşünme ve tefekkür dinidir. Bu tür sözler sarf etmek insanları kandırmak onları kullanmak değil midir?
Kısa Cevap

Kuran, sıradan bir kitap değildir. Aksine Allah’ın kelamı olması gibi birçok farklı konumlara sahiptir. Sözleri de Allah tarafından İslam Peygamberi’ne (s.a.a) vahiy edilmiştir. Birçok derin ilim ve öğretiler içerir. Yaşam kitabı, insanın tekâmülü, hidayet kitabı vb. ayrıca kutsaldır ve kendisine has bir değeri vardır. Bu esasa göre; Ondan faydalanmanın farklı mertebe ve dereceleri vardır. Bu mertebelerden bazısı Kuran’a bakmakla hâsıl olur, bazısı da Kuran üzerinde düşünce ve tefekkür ile hâsıl olur. Bazı yüce mertebeleri ise düşünce ve tefekkürün yanı sıra şeriat çerçevesinde bir riyazete ve ilahi inayete ihtiyacı vardır. Yüce mertebelerin husulü olmadan bazı mertebelerin insana hâsıl olmasında bir sorun yoktur.

Ayrıntılı Cevap

Kuran, sıradan bir kitap değildir. Aksine Allah’ın kelamı olması gibi birçok farklı yönlere sahiptir. Onda ki sözler Allah tarafından İslam Peygamberi’ne (s.a.a) vahiy edilmiştir. Birçok derin ilim ve öğretiler içerir; Yaşam kitabıdır; insanın tekâmülünü sağlar; hidayet kitabıdır; vb. ayrıca kutsaldır ve kendisine has bir değeri vardır. Bu esasa göre; Ondan faydalanmanın farklı mertebe ve dereceleri vardır. Bu mertebelerden bazısı Kuran’a bakmakla da hâsıl olur.

Kuran’a bakmanın bazı faydaları vardır ve biz onlardan bazılarını aşağıda zikredeceğiz:

Kuran, lafızdan daha öte hakikatlere sahip bir kitaptır. Çünkü bu ayetlerin kaynağı alemlerin rabbi, taşıyıcısı en yüce mahluku olan Resul-i Ekrem (s.a.a) ve katibi de muttakilerin imamı, Müminlerin Emir’i Ali (a.s)’dır. İşte bu sebepten ne zaman bir Müslüman Kuran’ı açsa ve ona baksa, kendisini âlemlerin rabbinin ve Allah Resulü (s.a.a)’in huzurunda bulur. Bu huzurun da manasını derk eder. Allah’ın (c.c) ve mutahhar(tertemiz) olan masumların huzurunda olmanın okuryazarlığa ihtiyacı yoktur.

Sadece bakmakla dahi olsa Kuran ile kurulan irtibat, inanç yönünden tevhit ve peygamberliğin ikrarı; İslam ve Kuran düşmanlarından beraatın göstergesidir. Zira Allah’ın kitabını açan kimse ondan medet umar ve ona inançla bakar. Hem Allah’a, hem resulüne, hem de içerdiği yüce manalara iman etmiştir. Bunun kendisi ilmi yönden Allah’ın, Resulünün ve kutsal kitap Kuran’ın hakkaniyetini ikrarıdır. Bunun için lafzın okunmasına da ihtiyaç yoktur.

Kuran ayetlerine bakmak ve ona önem vermek, okuryazar olmayan insanların kıraati öğrenme ve Kuran’ı derk etme yönünde rağbet göstermesine sebep olur. Diğer taraftan birçok yerde okuryazar olup da Kuran’a teveccühü olmayanların vazifelerine daha çok önem vermelerine sebep olur. Bu da insanın davranışlarıyla diğerlerini hidayet kitabına sarılmaya davet açısından, iyiliğe emretme düsturunun ilmi yöntemidir.

Kuran öğretilerinin ve hakikatlerinin farklı mertebeleri vardır. Bu da hiçbir sınıfın Kuran’dan nasipsiz kalmamasına neden olmuştur ve herkes, kendi anlama ve derk etme ölçüsüne göre Kuran’dan faydalanabilir. Okuryazarlığı az veya hiç olmayanlar da kendilerine göre bu ilahi kitaptan faydalanırlar. Kuran’ı okuyamayan kimse Onu okuyabilen kadar faydalanamaz, Kuran ayetlerinde düşünemeyen kimse de kendi düzeyinde Kuran’la irtibat halindedir ve Arap edebiyatına hâkim, muhkem ve müteşabih(müphem) ayetleri birbirinden ayıran kimse kadar Ondan faydalanamaz. Kısaca her sınıf, kendi yeteneği, anlayış düzeyi ve tahlil gücü miktarınca Kuran’dan faydalanabilir ve sınırlı şekilde faydalanma daha fazla faydalanmaya engel değildir. Tüm bu faydalanmalar hidayet sayılır ve hidayet lafızla sınırlı olmayıp insan yaşantısının tamamında geçerlidir. Okuryazar olmayanların da nasipsiz olmadığı Kuran’ın bu özelliği, Onun başka bir mucizesidir.

Başka bir tabirle, birçok rivayette şöyle nakledilmiştir: “ Kuran-ı Kerim, çeşitli Bâtıni yönlere sahiptir ve her batının da batını vardır ve …”[1] Bu farklı batınlardan maksat şudur: Kuran’ı öğreti ve hakikatler farklı mertebelere sahiptir. Bu özellik hiçbir sınıf ve tabakanın Kuran’ın bereketlerinden nasipsiz kalmamasını sağlamıştır. Herkes kendi sahip olduğu derk ve anlayış gücüyle Kuran’dan faydalanır. Okuryazarlığı hiç veya az olanlar kendilerine göre bu ilahi kitabın huzurunda Onun feyzinden nasiplerini alırlar. Onların bu faydalanması Kuran’ın hadi olmasıyla tezatlık doğurmaz. Çünkü zikredilen bu kazanç ve faydalanmalar, Kuran’ın feyiz mertebelerinden bir mertebedir. Bu hadde faydalanma herkes için mümkündür.

Kuran-ı Kerim, Allah’ın kelamı ve kelimeler de Onun yazılı zikridir. Kuran’a bakmak Allah ile irtibat ve ruha huzur katmayı sağlar.

Rivayetlerde birçok defa Kuran’a kıraat etmeksizin bakmanın bile ibadet olduğu zikredilmiştir. Bu özellik de sadece Kuran’a ait değildir. Birçok şey vardır ki sadece ona bakmak bile ibadet sayılmıştır. Örneğin: bir âlimin yüzüne bakmak, Kâbe’ye bakmak, Müminlerin Emir’ine bakmak, ebeveyne muhabbet gözüyle bakmak. Bu hüküm, faydalanmanın bir ağaca veya suya bakmak gibi kalbe huzur veren şeylerden faydalanma gibi sadece bakmakla sınırlı olduğu manasını taşımaz. Aksine ağaç ve suyun başka özelliklere sahip olduğunu gösterir. Kuran da aynı şekilde hem Ona bakmak insana feyiz verir hem de kendisi hidayet kitabıdır. Bu iki özellik birbiriyle çelişmez. Günümüzde, filan şeye bakmanın faydalı veya zararlı olduğunu ortaya koyan ilmi araştırmalarla çok karşılaşıyoruz. Örneğin “Televizyona bakmak zararlıdır. Suya ve mavi renge bakmak huzur verir.” Gibi konularla çokça karşılaşıyoruz. Bu durumda, neden bu iş Kuran hususunda halk için bir kandırmadır gibi düşüncelere kapılalım? Şu halde ki bu işin birçok faydasının olduğu yerindedir ve birçok muteber hadiste tavsiye edilmiştir. Örnek olarak bu hadislerden ikisini zikredeceğiz:

“Halk namaz kılarken Ebuzer, İmam Ali (a.s)’a bakıyordu. Bu durum kendisinden sorulduğunda şu cevabı verdi: Allah Resulü (s.a.a)’in şöyle buyurduğunu duydum: “ Ali b. Ebu Talip’e bakmak ibadettir, muhabbet ve rahmet gözüyle ebeveyne bakmak ibadettir, Kuran’a bakmak ibadettir ve Kâbe’ye bakmak ibadettir.””[2]

Ravi diyor ki: İmam Sadık (a.s)’a arz ettim: Canım sana feda olsun. Ben Kuran’ı hıfzettim ve Onu kalbimden okuyorum. Acaba bu mu daha faziletlidir yoksa Kuran’a bakmak mı? İmam şöyle cevap verdi: “ Bakarak okuman daha faziletlidir. Kuran’a bakmanın ibadet olduğunu duymadın mı?”[3]

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki, Kuran’a bakmak ilmi açıdan bir özellik taşıyabilir. Ayrıca rivayetlere müracaatla bu iş, masum İmamlar (a.s)’in fermanıyla müstehaplardan sayılır ve halkı kandırmak değildir ve bizler ibadet konularında din önderlerimize uymaktayız.



[1] Gonabadi Sultan Muhammed, Beyan’us-Saadet fi Makamat’il-İbadet Tefsiri, C.3, S.264, ikinci baskı, El-Âlemi lil-Metbuat Kurumu, Beyrut, 1408 h.k.

[2] Muhaddis Nuri, Müstedrek’ul-Vesail, C.4, S.268, Âlul-Beyt aleyhim selam Kurumu, Kum, 1408 h.k.

[3] Kuleyni, Yakup, El-Kafi, C.2, S.613, dördüncü baskı, Darul-Kitabil-İslamiye, Tahran, 1365 h.ş.; Mazenderani, İbni Şehraşub, Menakib-i Âli Ebu Talib (a.s), İntişarati Allame Kurumu, Kum, 1379 h.k; Şeyh Hurri Amili, Vesailuş-Şia, Âlul-Beyt aleyhim selam Kurumu, Kum, 1409 h.k.; Ali b. İsa b. Erbili, Keşful-Gumme, Mektebetu Beni Haşim Tebriz baskısı, 1381 h.k.; Şeyh Saduk, Men la Yehsuruhul-Fakih, Camia’yi Müderrisin Yayınevi, Kum, 1413 h.k.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Hatim merasimi ve mezarlığa çocukları götürmenin bir keraheti var mıdır?
    24562 Pratik Ahlak 2012/04/04
    Çocukları dinsel meclis ve merasimlere ve de mescide veya Muharrem ayındaki matem merasimlerine götürmek veyahut bayram namazı ve dinsel bayramlara katılmasını sağlamak kendilerinin dinsel duygularının gelişmesi için çok önemlidir. Ergin gençleri hatim merasimi ve mezarlığa götürmek hakkında ise, rivayetlerde ve fıkhi kitaplarda yaptığımız inceleme neticesinde bu işin ...
  • Akika kurbanının şartları ve sünnetleri nelerdir?
    9489 Pratik Ahlak 2019/11/10
    Akika: Yeni doğan çocuğun doğumunun yedinci günü belalardan korunması için bir koyunun veya kurban etmeye salahiyeti olan bir hayvanın kurban edilmesidir.Kurban kesmek yerine para bağışlanması akika yerine geçmez. Münasip olan kız çocuğuna dişi, erkek çocuğuna ise erkek koyunun kurban edilmesidir. Eğer mümkün değilse dişi ...
  • İranlıların matem, şenlik ve dini bayramlardaki gelenekleri neden diğer Müslümanlarla ve hatta diğer Şiilerle farklıdır?
    8187 Eski Kelam İlmi 2009/07/11
    Dini kutlamalar için genel kurallar olmasının yanı sıra ancak mukaddes İslam dininin görüş belirtmediği yerlerde her bölge örf ve adetlerine göre bu merasimleri yerine getirilebilir. Başka bir deyişle dinin önem verdiği şey örneğin İmam Hüseyin (a.s) için matem merasimlerinin düzenlenmesidir. Ama bunun yapılma şekli halkın kendisine bırakılmıştır. ...
  • Mastürbasyonun evlilikten farkı nedir?
    18619 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/08
    Mastürbasyon insanın ihtiyacını gerçek şekilde gidermez ve sahte bir doyumdur. İnsanın şehvanî ihtiyacı sadece meninin çıkmasıyla giderilmez. Bunun aşk, duygu, yakınlık ve sevgi ile beraber olması gerekir. Bu nedenle bu fiili işleyenler içlerinde eksiklik hissederler. Bu da cismanî ve ruhî hastalıkları peşinden getirebilir. Ama evlilik şehvanî ...
  • Yüzüğü sağ ele takmak mutlaka gerekli mi?
    53679 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/05/20
    Peygamber (s.a.a) ve Ehl-i Beyt İmamları(a.s)’nın sünnetlerinden biri ele yüzük takmaktır. Rivayetlerde yüzüğün çeşidi ve üzerindeki nakış hakkında da çeşitli bilgiler verilmiştir. Bir de yüzüğün sağ ele takılması tavsiye edilmiştir. Ancak İslam’daki yüzük takmak ile ilgili hükümlerin hepsi müstehap türündendir ve farz değildir. Sadece erkeklerin ...
  • Dinî ilimleri öğrenmenin önemi nedir?
    16342 Pratik Ahlak 2011/05/21
    Öğrenmek bazen amel ve yükümlülüğü yerine getirmek için ve bazen de başkalarını eğitmek ve yetiştirmek içindir. Birinci kısım genel bir sınıflandırmayla iki bölüme ayrılmaktadır: Birinci bölüm tüm Müslümanlar ile ilgili hükümler olup özel bir iş, uzmanlık ve cinsiyetle bağlantılı değildir. İlk etapta tüm yükümlüler ile ilgilidir. Namaz, oruç ve ...
  • Hamd suresinden sonra Elhamdülillah Rabbi’l-Alemin söylemek sadece tabi olanlar için mi müstehaptır, yoksa cemaat imamı için de müstehap mıdır?
    7350 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Hz. Ayetullah Uzma Hamaney’in (ömrü uzun olsun) Bürosu:Tabi olanlar için müstehaptır.  Hz. Ayetullah Uzma Sistani’nin (ömrü uzun olsun) Bürosu:Namazda müstehap olan şey, imamın arkasında namaz kılan fertlerin imamın Hamd suresini okumasının ardından Elhamdülillah Rabbi’l-Alemin cümlesini söylemesi ve namazda tevhid suresini şahsen okuyan kimsenin de ”kezalik Allah” ...
  • Küfe mescidinin amellerinin çokluğu göz önüne alındığında kimi kafilelerin çeşitli makamların amellerini bir mekanda yerine getirmeleri doğru mudur? Böyle yaptıklarında tam sevap alabilirler mi?
    9026 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/07/10
    Küfe ve Sehle mescidlerindeki amellerin faziletleri hakkındaki rivayetlere baktığımızda Masum İmamlardan (a.s) bu mescitlerin bütün amellerinin bir arada yapılmasına dair bir emir gelmemiştir. Bir sahabesine bir dua ve namaz öğretirken, bir başkasına başka bir namaz ve dua öğretmiştir. Bu yüzden ziyaretçileri mescitlerin tüm amellerini yerine getirmek veya ...
  • Eğer idrar sonrası istibra yapılıp abdest alınırsa ve daha sonrasında bir damla idrar gelirse hükmü nedir?
    8890 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2019/08/06
     Ayetullah uzma Hamaney’in bürosu:Eğer gelen sıvının idrar olduğuna eminseniz abdest batıldır ve o bölge necis olmuştur. Eğer idrar olduğuna emin değilseniz taharete hükmedilir ve abdesti bozmaz.Ayetullah uzma Sistani’nin bürosu:Eğer idrar olduğundan şüpheniz varsa taharete hükmedilir.Ayetullah ...
  • Kendimizi yetiştirmeye ve nefsimizi arındırmaya nereden başlamalıyız?
    11343 Pratik Ahlak 2010/05/06
    Tezkiye, nefsi arındırmak ve temizlemek anlamına gelmektedir. Kur’an-ı Kerim’de nefsi arındırmanın önemi hakkında birçok ayet bulunmaktadır. Ama şu bilinmelidir ki; nefsi arındırmaya başlama noktası her insana göre değişir. İslam’ı henüz kabul etmemiş birisinin nefsi temizlemeye başlayacağı ilk aşama, İslam’ı kabul etmesidir. Müminler için ilk basamak, ...

En Çok Okunanlar